Kişisel

Sevgilin mi Var Derdin Var!

İlişkiler, cicim aylarını geçtikten sonra gerçekle yüzleşirler. Karşınızdakinin yakışıklı bir melek olmadığını anladığınız ve sizin peri kızı olduğunuza dair inancın yıkıldığı an gelir. Sevmeye devam edersiniz ancak arada bir ortaya sorunlar çıkar.

Önce fikirlerinizin farklı olduğunu keşfedersiniz. İlk tanıştığınızda ne kadar çok ortak noktanız olduğunu düşünmüştünüz oysa, değil mi? Aslında buna sevinmelisiniz. Farklılıklar bu birlikteliği ayakta tutacaktır. Kimse karşında sürekli ayna görmek istemez. Her söylediğini onaylayan bir sevgili ise, ilk başlarda hoşa gitse de, vakit geçtikçe kimliksiz bir kişi imajı çizeceğinden, sıkıcı hale gelir. Hepimizin içinde biraz huzur azgınlığının da yattığını unutmayalım. Burada işin püf noktası, karşılıklı fikirlere saygı duyarak tartışabilmektir. Eğer her iki taraf da fikrini kabul ettirme savaşı içine girmez, sadece aynı görüşü paylaşmadığını belirterek sebeplerini sıralayabilirse, daha demokratik bir ilişki yaşanmasına zemin hazırlanmış olur.

 

 

Çiftlerde sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri de, arkadaş ve çevre sorunlarıdır. Kavgaların büyümesine ve kalp kırılmalarına yol açan bu konunun son derece dikkatle ele alınması gerektiğini aklınızda tutun. Sizin için de aynı şey geçerlidir. Sevgiliniz henüz hayatınızda yokken, arkadaşlarınız vardı, üstelik bir gün o büyük aşkınız bittiğinde, yine arkadaşlarınızın omuzlarında teselli bulacaksınız. Onun arkadaşları da sizinki kadar değerlidir. Birbirinize dürüstlükle arkadaşlarınızda neleri sevmediğinizi sormalısınız. İşin iyi tarafı, dışarıdan bakan bir göz, belki de göremediğiniz gerçekleri ortaya çıkarabilir. Önyargısız dinlemeye çalışın. Yeni bir çevre edinmek, her ikiniz için de iyi olabilir. Arkadaşlarından hoşlanmıyorsanız, yeni bir sosyal gruba üye olun ve onu da aynı çevrenin içine sokun.

 

 

Güven kaybı, birlikteliklerin en zor tamir edebildiği durumdur. Eğer bir kere güveniniz sarsıldıysa, bunu düzeltmek için uzun bir zaman gerekecektir. Bu durumu kendisine sakin bir zamanda açıklayın. Ona, yapmasını beklediğiniz şeyleri anlatın. Ancak bir kere güveniniz yıkıl diye, bunu ölüm kalım meselesi haline getirmeyin çünkü çok sıkıştırırsanız karşı tarafı bunaltır ve pes etmesine sebep olursunuz. Onu suçlamak yerine, yaşadığınız duyguları anlatın. Karşı tarafı suçlayarak elde edilmiş başarı yoktur. Sadece ilk başlarda vicdanı rahatsız olduğundan biraz alttan alacaktır. Her konuyu tırnaklarınızı çıkarmadan halletmenin yolunu bulun.

İlginizi çekebilir;  Dünyanın Sonu Mu Geliyor?

 

 

Biriktirmek! Bir ilişkinin altına dinamit döşemek gibidir. Aklınıza takılanları, sizi üzen olayları, kırıldığınız davranışları, sizi mutlu ettiği jestleri, ince düşündüğü zamanlarda yaşadığınız mutluluğu, en sevdiğiniz yanlarını açık yüreklilikle anlatın. Yatakta, sokakta, arkadaş ortamında veya baş başayken rahatsız olduğunuz hareketleri paylaşın. Ancak hiçbir zaman bunu kavga esnasında dile getirmeyin. Kendinize sohbet saatleri ayırıp, bu sorunları o zaman dilimi içinde konuşun. Ne yaparsanız yapın biriktirmeyin. İlişkileri en çok yıkan şey, birikimlerin patlamasıdır.

 

 

Aslında bir ilişki yaşamak ne kadar zor değil mi? Hep satranç oynar gibi, yapacağın her hamlenin karşılığını önceden düşünmelisin. Yaşamın kendisi de büyük bir ilişki değil midir? Kısacası, sevgilin mi var, derdin var!  

Emre Allison

Tam bir teknoloji aşığı, yazılım, donanım meraklısı ve sıkı bir web geliştiricisiyim. Tecrübe ve birikimlerini güncel teknolojik gelişmeler ışığında daha geniş kitlelere ulaştırabilmek adına emreallison.com‘da devam ettiriyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
error: