Kişisel

İtirazı Olan Var mı?

“Ne zamandır kimse yok hayatında, hadi artık evlensene, birini bulalım sana!” dedi arkadaşım. Niye? Böyle gider miymiş canım, yalnızlık Allah’a mahsusmuş! Ben yalnız mıyım?

Yalnızlığı nasıl değerlendirdiğine bağlı olarak değişir elbette! Gece birisiyle uyumaksa yalnızlıktan kasıt, Milat (kedim) var, birlikte uyuyoruz. Ancak bu cevap arkadaşımı tatmin etmedi. “Kedi, bir erkeğin yerini tutar mı? Saçmalıyorsun!” Tutmaz mı? Senin kedi dediğin, bazen pek çok insanın bile yerini tutar, bazen!

 

Yalnızlığımı önemli kıldığımı tam olarak nasıl açıklayacağımı bilemedim ancak şu klişe cevap onu mutlu edecekti: “Ortada adam gibi adam mı var?” Beni tatmin eden cevap bu değil! İşin aslı benim bir cevabım yok. Gerektiği kadar yalnız ve tek başınayım.

 

Sadece bir sevgilim olsun diye sevgili sahibi olmanın ne lüzumsuz bir eylem olduğunu 20 yıl önce fark ettim. Her önüme geleni denemekle zaman harcayamam. Herkesin, her zaman bir sevgilisi olmak zorunda değil. Aşk güzeldir ki, kimse herhalde benim kadar aşka tutunmayı ve yakalamayı savunamaz. Ancak saatler süren sohbetin özetinde anladım ki, konu zaten aşk değil!

Evlilik kısmında sıramı savmış olduğumu düşündüğümden, o konuya kendi adıma girmiyorum. Yaşımın geçiyor olduğu ve mutlaka bir çocuk sahibi olmam gerektiği hususunda yapılan baskıya ise mantıklı bir cevabım var. Her kadın anne olmak zorunda değildir, hatta olmamalıdır! Anneliğini, babalığını kendi içimde sorguladığım ve eleştirdiğim pek çok insan tanıyorum. Gerçek bir ebeveynin olması gereken niteliklere sahip değilsen, ille de olacağım diye bir çocuk dünyaya getirmek ne acımasız ve haksız bir tavırdır!

 

Bunun karşılığında, yolda bir çocuk görünce içi sızlayan, gözleri dolan arkadaşlarım da var. Onlar anne olmak için yanıp tutuşuyorlar, kısmet olmuyor. Anne veya baba olmayı, iliklerinde hissetmek ve gerçekten istemekle başlamalı bu masal. Yoksa, doğuralım evliliğimiz kurtulur, doğuralım nasılsa büyürle yürümüyor işler. Bir şekilde hepimiz büyüdük ama gel gör nasıl büyüdük?

Bu sevgili meselesine gelince, kendimi ona doğru çekiliyormuş gibi hissetmediğim, aklından ve ruhundan etkilenmediğim bir adamla, sevgili olmak gibi bir derdim yok. Olmayacak duayı önceden görüp, gereksiz test sürüşlerine çıkabilenlerden de değilim.

 

Hayatımıza giren herkes, ruhumuzdan bir parça alıp götürür. Ne kadar çok yanlış insanla birlikte olursak, o derece eksiliriz kadınlığımızdan, adamlığımızdan…. Sadece birisi olsun diye bir ilişkiye girmek, peşinde pişmanlık ve mutsuzluğu da getirir. Ben o yüzden, yalnızlığımla gerektiği kadar birlikte olup, zamanı ve doğrusu gelince sevebilenlerden olmak derdindeyim. Var mı itirazı olan?

Emre Allison

Tam bir teknoloji aşığı, yazılım, donanım meraklısı ve sıkı bir web geliştiricisiyim. Tecrübe ve birikimlerini güncel teknolojik gelişmeler ışığında daha geniş kitlelere ulaştırabilmek adına emreallison.com‘da devam ettiriyorum.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
error: